Çini Desenleri

3 Aralık 2008

Çini sanatı, tarih boyunca belli bir akımın etkisi altında kalmamış, her türüyle gelişim göstermeye devam etmiştir. Devam eden küçük şekiller, lale ve karanfillerin ağırlıkta olduğu desenler, gravür tabaklar ve belki de  üzerinde en çok çalışılan tür olan ayetler, dualar yazılı çini eserler bu desenlerden bazılarıdır.

Çini Desenleri
Çini Desenleri

Devam eden küçük şekiller olarak bahsettiğim desenler, genellikle klasik Kütahya Çinilerinde ya da mimaride kulanılan çini karolarda görülmektedir. Ama bu şekiller de büyük bir alanı kapladığında eşsiz bir görüntü sergilemektedir.

Lale ve karanfil desenlerinin ağırlıkta olduğu desenler; klasik İznik çini desenleri olarak da bilinir. İznik çinilerinde genellikle bu motifler kullanılmıştır. Bu şekiller genellikle birbirinden farklı renkte, kırmızı ve mavi olarak kullanılır. Örneğin karanfil için kırmızı tercih edilmişse lale mavi olur. Çoğunlukla bir kökten çıkan lale ve karanfil ikilisinin etrafına menekşeler ve yapraklar eklenerek kompozisyon tamamlanır. Günümüzde bu desenler Kütahya çinilerinde de görülmektedir. Sanırım en çok revaşta olan ürünler de bunlardır. Çininin boyanma tekniğine göre şekillerin yapısı da değişmektedir. Örneğin milenyum tekniğiyle boyanmış bir çinideki karanfil ve lale ile samur tekniğindeki farklıdır.

Gravür tabaklar kategorisinde değerlendireceğimiz eserler ise üzerine tarihte önemli yere sahip kişiler, camiler, dini mekanlar ve figürler, önemli ve ünlü tabloların benzerleri gibi alternatiflerle oluşturulmaktadır.Müzedeki Tarihi Çinilerden Örnekler Son dönemde ise istediğiniz fotoğrafı çininin üstüne bastırabilme imkanına sahip olmaya başladık. Çininin üstünde resim kültürü Osmanlı döneminden beri devam etmektedir. Bazı eserlerde, Osmanlı’da önemli bir yere sahip minyatür sanatı da tercih edilmiştir. Bu eserleri çeşitli boyutlardaki tabaklarda ve karolarda görebileceğiniz gibi, bütük panolarda da bulabilirsiniz. Örneğin 1.5 metre boyutlarındaki bir panoda istediğiniz resmin olması, özellikle çininin dayanıklılığı ve güzelliğini koruması da göz önünde bulundurulunca oldukça etkileyici bir olaydır.

Hat sanatı İslam dünyasına 6. yy ve 10. yy arasında girmiştir. İlk başta Türkler bu sanata pek ilgi göstermemiştir. Özellikle Anadolu’ya yerleştikten sonra bu sanatı benimsemiş Osmanlı’yla beraber de bu sanat altın devrini yaşamıştır. Eskiden beri icra edilen çini sanatıyla hat sanatı birleştirilerek nadide eserler ortaya koyulmuştur. Çini eserler üzerinde yapılan hat sanatında ayetler, Lafzatullah, Peygamberimiz (s.a.v.) ve Hulefa-i Raşidin’in isimleri, bazı bilinen dualar tercih edilmektedir. Özellikle camilerin mihraplarında kullanılan çinilerde bu eserlerin en güzellerine rastlamak mümkündür. Bunun yanında çeşitli boyutlardaki çini tabaklar ve karolarda da hat sanatının çiniyle birleşmesine tanık olunabilir.

Bu çinilerden bir çoğu da hediyelik eşya olarak satılmaktadır.

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.